Neunkirchen



BİYOLOJİ DUYURU

---htmlkodlar.net---

Sizlerin de katkılarıyla sitemizi daha güzel yapabiliriz.

---gencbiyolog.tr.gg---

gencbiyolog.tr.gg

 

BİYOCOĞRAFYA                                              26/02/2008

                                                                   2. hafta

 

Etnobotanik: Kısaca insan-bitki ilişkilerinin incelenmesi olarak tanımlanır.

İlişki: karşılıklı kullanım, etkileşim, üretim ve tüketimdir.

 

v       Ülkemizde yaklaşık olarak 12.000 tohumlu bitki vardır. Bu sayının 3.500’ ü ülkemiz için endemik. Bu sayının çok olması, iklim tiplerinin olması ve farklı jeomorfolojik yapıdan kaynaklanmaktadır.

 

                   1       2         3          4         5          6        7         8      9         10

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   

 

Grid sistemi

 

 

v       Ülkemizin 15 katı kadar büyük olan tüm Avrupa’da 12.000 tohumlu bitki vardır bu sayının 2.000 ni Avrupa için endemiktir. Bunun sebebi 4 farklı iklimin olması(Türkiye de)

 

Flora:Belirli bir bölgedeki tüm bitki örtüsünün listesidir.

-Avrupa florası   –Türkiye florası   –Konya florası

 

Türkiye Florası

-Edinburg (İskoçya)                    -Akronim

-E herbaryumu                           -KEW herbaryumu

KNY herbaryumu             -K herbaryumu

KON herbaryumu                        (İngiltere)

 

CITES: uluslar arası tehlike altındaki türleri koruma sözleşmesi

-tulipa (lale) , Hollanda

 

GRID KARELEME SİSTEMİ

Türkiye yukarıdan aşağı 3 soldan sağa 10 kareden oluşur. Toplam 30 kareden oluşur.

 

Canlılar aleminin sınıflandırılması

1-Monera à Tek hücreli prokaryotlar

2-Protistaà Tek hücreli ökaryotlar

3-Fungià Mantarlar

4-Plantaeà Bitkiler

5-Animaliaà Hayvanlar

 

Biyocoğrafya nedir???

Biyocoğrafya inceleme konusu yer yüzünde yaşayan canlıların dağılışı ile bu dağılışta etkili olan sebepler teşkil eder.

 

Biyocoğrafya canlıların dağılımını incelemesi iki farklı seviyede yapar.

1)       Canlıların dağılışını tür olarak ele alır.

2)       …………………………….

 

Biyocoğrafya koronoloji (yer) ve biyosenoloji (bios=hayat, coenos=birlikte) iki temel görüşü. Yine aynı şekilde flora ve vejetasyon da böyledir.

 

Koroloji(Yayılış) bitki ve hayvan türleri dünya üzerinde gelişi güzel ve tek bir tarımda yayılmamışlardır.

Korolojinin amaçları: türlerin coğrafik yayılış durumlarının sınırlarını tespit etmektedir

 

Temel taksonomik kategoriler: Tür, Cins, Familya, Takım, Sınıf, Şube, Alem

 

ALANLARIN COĞRAFİK DAĞILIŞI

Taksonların coğrafik dağılışı çok çeşitlidir. Gerçektende iki alanın tam üst üste geldiği durum mümkün görünmemektedir. Yalnız burada simbiyotik(ortak) ve parazitik (asalak) yaşam koşulları istisnadır.

 

 

 

Alanları yayılış ve bulunuş şekillerine göre 4 gruba ayırabiliriz.

1)       Kozmopolit alanlar

2)       Dünyayı çevreleyen alanlar

3)       Birbirine benzemeyen dağılmış alanlar

4)       Endemik alanlar

 

1-KOZMOPOLİT ALANLAR

v       Eğer bir alan dünyanın her tarafında yayılış gösteriyorsa bu alana kozmopolit alan diyoruz.

v       Bununla birlikte bu dururum hemen hemen mümkün olmaz bu genellikle alanların dünyanın büyük bölümünde yayıldığı için söylenir.

 

-Kozmopolit türler için çok enderdir.

-yüksek bitkilerin tanınmış 160.000 türünde. Ancak 25 türü yer yüzünün yarısında yayılma gösterebilmektedir.

 

v       Kozmopolitlik sistematik kategori bazında yukarı doğru yükselir. örneğin

-          Festuca cinsi

-          Compositae (asteraceae) familyası

-          Rotifera (yuvarlak kurtlar) takımı gibi

 

Ülkemizde en çok tür içeren 4 familya

1) Compositae                 1132 tane türü var(en çok kozmopolit familyası)

2) Leguminasae               958

3) Labiatae                    543

4) Crucifera                  509

 

Ülkemizde en çok tür içeren 4 cins

1) Astragalus                     391 (en çok kozmopolit cins)

2) Verbascum                      232

3) Centaurea (peygamber çiçeği)  177

4) Allium                            142

 

Ö     Kozmopolit alan tiplerinden en çok rastlanan Akuatik(suda yaşayan) bitkilerin bazılarıdır. Bunu nedeni suda daha homojen bir ortamın bulunmasından dolayıdır. Örneğin: Su mercimeği (lemna minor)=En küçük bitkiler arasında yer alır.

 

Ö     Ayrıca insanların her yerde karşılaştıkları

·          Sinek (Muska domestica)

·          Fare (Mus musculus)

·          Yabani marul (Lactuca serriola)

·          Isırgan otu  (Urtica urens)

·          Kamış (Typha angustifolia) örnek olarak verilebilir.

 

Kozmopolit bitkilere örnek olarak Ruderal bitkiler ve tarla otları da verilebilir.

v       Ruderal bitki; yol tarla kenarı köy aralıkları, şehir, liman ve istasyon çevrelerin de yayılış gösteren bitkilere denir.

—Sirken (Chenopodium album)

—Ayrık otu (Cynodon dactylon)

—Sinir otu (plantagomojor) örnek verilebilir.

 

2-DÜNYAYI ÇEVRELEYEN ALANLAR

v       Bazı alanlar dünyanın yalnızca belirli enlem dereceleri arasında kalan yerlerde bulunur.

v       Bunlar içinde Boreal çevresi olanlarına ait penguenler (fam: spheniscidae)

 

v       Ilıman bölge çevresinde kuş üzümü yada Firenk üzümü (Ribes nigrum) veya tropikal cevresi boyunca palmiyegiller (fam: palmae) yayılış gösterir.

v        Bu alanlar bazen zonol alanlar olarak da adlandırılır.

 

3-BİRBİRİNE BENZEMEYEN DAĞILMIŞ ALANLAR

Ø       Bu alanlar iki veya daha fazla parçaya ayrılmış olan kesintili alanlardır. Bu kesintili kavramı çok sınırlıdır. Çünkü gerçekten hiçbir alan devamlı değildir.

Ø       Bu bakımdan birbirine benzemeyen dağılmış bir alan taksona özgü dağılma vasıtalarıyla ulaşabileceği bir alandır diye tanımlanabilir.

Ø       Taksonomik hiyerarşideki bütün kademelerde biribrine benzemeyen dağılmış alan vardır. Örneğin

Fagus cinsi,   camelidae familyası

Ø       Monotipik hipotezine göre her tür yer yüzünde sadece bir nokta üzerinde meydana gelip (orjin merkezi) daha sonra burada dağılarak şimdi görüldüğü alanlara yayılmış olacaktı.

 

Ø       Birbirine benzemeyen dağılmış alanların ya önceleri var olan devamlı bir alanın bir parçasından (betula nana) veya adım adım olan ve orjin bir alandan uzun mesafelere göç ile (Crepis cinsi) oluştuğu sanılmaktadır.

 

4-ENDEMİK ALANLAR

Ö     Endemik bir alan büyüklüğü çok değişik olan yalnız belirli bir yerde bulunan bir alandır.

Ö     Genellikle endemik alan taksonomik sistematik kategoride büyüklüğü oranında önem kazanır.

Ö     Bir tür veya alttürün endemizmin çoğunlukla çok dar bi alana örneğin küçük bir dağa veya küçük bir odaya tekabül edebilir.                       Örneğin: saxifraga florulenta silisli bir tepe olan mercantor dağında veya Formentera adsında bir kemirici olan Eliomys ophiusae gibi

 

Ö     Buna karşılık bir cinsin familyanın veya takımın endemizmin bir kıtanın tamamını içine alabilir.                                                                            Örneğin: Cactocaea ve Bromeliacaea familyaları ve monotremata (gagalı memeli ve karınca yiyenler) takımı gibi.

 

Ö     Genel olarak endemizm az veya çok geçmiş bir devirde ayırıcı bir engelle belirli bir bölgedeki flora ve faunanın konusu bir bölgedeki flora ve fauna ile ilişkisinin kapması sonucu meydana gelir.

 

Ö     Kapalı yerlerde böylece izole olmuş taksonların evrimi bunların ayrıldığı taksonlara oranla farklı olarak sonuçlanır. Bunun sonucu olarak bu bölgedeki yeni endemik olan taksonlar oluşmuş olur.

 

Ö     Endemik alanların oluşmasına neden olan engeller çok çeşitlidir.

Bunlar:

-Coğrafik (bir sıradağ oluşumu, deniz basması v.b)

-Ekolojik: (kuraklık, buzullaşma v.b)

-Genetik: ( Sterlite olayların ortaya çıkması ) gibi olabilir.

v       Ayrıca engellerin sebep olduğu roller odalar, dağlar ve çöllerin endemik bölge bakımından en zengin yerler olduğunu göstermektedir.

 

v       Bu bakımdan Yeni Zelanda toplam florasının %80’ ni teşkil eden yaklaşık 1000 bitki türü endemik türdür.

 

v       Fransa’da yaklaşık 4000 Fanerogomdan aşağı yukarı 150 tanesi endemik türdür. Bu endemikler ise esas olarak Preneler’ de Güney Alplerde (30)ve Korsika adasında(60) bulunur.

 

v       Düşünülen meydana geliş tarihlerine bağlı olarak genellikle;

Orjinleri eski olanlara (ÖRN.tersiyer zaman ait) paleoendemikler,

Orjinleri yeni olanlara (ÖRN. Çoğunlukla son buzul devrine ait) neoendemikler adı verilir.

 

v       Paleoendemikler çoğunlukla Familya, Cins veya Tür seviyesinde rölik formlardır. Bunun içinde bunlara makroendemiklerde denilmektedir.

Örneğin Güney batı Alplerde yetişen Berardia lanuginosa gibi

 

v       Neoendemikler ise henüz yeni yeni yayılma durumundaki formlardır ve bunlar meydana geldiklerinden çok az ayırt edilebilirler

 

v       Neoendemikler çoğunlukla alttür veya varyete seviyesinde bulunurlar. Bu yüzden bunlara mikroendemikler de denilmektedir.

Örneğin bir sincap olan sciunus vulgaris leucaurus İngiltere’nin kıtadan ayrılmasından sonra ortaya çıkmış bir endemiktir.

Bunlardan başka birde Vikaryon (Vicarius=yerine geçen) vardır

 

v       Bunlar aynı orjinli olmalarına rağmen farklı bölgelerde parçalı alanlarda bulunurlar ve birbirlerinin Vikaryanı olurlar.

Bu bakımdan;Örneğin

Doğu Çınarı (platanus orientalis)

Amerikan Çınarı (plantanus occidentalis) aynı orjinli olmalarına karşın Atlantik okyanus oluşmasıyla her ikisinin alanları kesilmiş ve birbirinin Vikaryanı oluşmuştur.

**Bu iki tür çeşitli karakterler bakımından birbirine çok benzerler.

v       Kayınlara gelince bunlar hem tür hemde cins seviyesinde birbirinin vikaryanını oluştururlar. ÖRN. Fagus ve Nothofagus

 

v       Ülkemizde en çok endemik tür içeren 4 familya

                                Endemik               Toplam              Oran

1) Compositae                 430                    1132                %38

2) Leguminasae               375                    958                %39

3) Scrophulariaceae     241                        463                %52

4) Labiatae                    240                    543                %44

 

*****Ülkemizde %100 endemik olan familya Hamamelidaceae dir *****

Scrophulariaceae yi 3. sıraya yükselten Verbascumdur.

 

v       Ülkemizde en çok endemik tür içeren 4 cins

                                  Endemik             Toplam              Oran

1) Astragalus                 233                  391                  %60

2) Verbascum                 185                   232                 %79

3) Centaurea                  109                   177                  %62

4) Hieracium                  66                    99                   %67

 

v       Ülkemizde %100 endemik olan 5 cins

1) Ebenus                       14

2) Cochiearia                 4

3) Bornmuellara  3

4) kundmannia                 2

5) Kalidiopsis                 1

 

v       Canlıların dağılışına sebep olan faktörler

-Bitki ve hayvan türlerinin dağılışlarında iç ve dış faktörler olmak üzere 2 faktör etkilidir. İç faktörler canlıların iç özelliklerine, dış faktörler ise yaşadıkları habitat özelliklerine bağlıdır.

 

        I) İÇ FAKTÖRLER

1)        Çoğalma Kapasitesi

2)       Ekolojik hoşgörülük

3)       Evrimsel Potansiyel

1) Çoğalma Kapasitesi

-Bir türün dağılışı öncelikle üreme ve dağılma yeteneğine bağlıdır.

 

-Üreme özelliklerine bakılırsa; ringa balıkları bir yılda milyonlarca yumurta üretir.  Buna karşılık Balina ve maymun yılda 1 yavru oluştururlar.

 

-Bitkilerde tohum sayısı değişkenlik gösterir. Örneğin  Orchidaceae familyası bitkileri yılda binlerce tohum oluşturabilir. Bu sayı toplam üreme kapasitesini verir.

 

Dağılma özellikleri bakımından aktif ve pasif dağılma olabilir.

-Atif dağılma

-Pasif dağılma

·    Anemokori (Rüzgarlarla dağılma)

·    Hidrokori (Su ile dağılma)

·    Zookori (Hayvanlara dağılma)

·    Antropokori (İnsanlara dağılma)

 

Aktif Dağılma

·    Yer değiştirmek hareket özelliklerinde kısa veya uzun mesafeli göçlerden dolayı daha çok hayvanlarda görülür.

·    Bazı bitkilerde aktif yayılış gösterir. Bunlarda meyveler olgunlaştıktan sonra bir dokunma ile patlayarak tohumlarını fırlatırlar.

·    Örnekler

-Ecbalium elaterium, 12 metre tohumunu fırlatabilir.

-İmpatiens sultani,

-Oxalis acetellosa (kaz ayağı)

-Viola tricolor (Hercai)

-Colutea arbarencens

-Hura cregitans, 14-15 mt tohumunu fırlatabilir. ,

 

Pasif Dağılma

-Taşıyıcı etkene bağlı olarak değişir.

a) Anemokori (Rüzgarla dağılma)

·          Böcekler, örümcekler, bakteriler, algler, sporlar kanatlı tohumlar vs.

 

b) Hidrokori (Su ile dağılma)

·          Planktonlar ve su bitkileri su ile yayılırken Hindistan cevizi (Coccus nucifera) meyvaları su üzerinde kilometrelerce taşınabilir.

 

c) Zookaroi (Hayvanlarla Dağılma)

·     Kuşlar ayaklarıyla, tüyleriyle veya sindirim yoluyla uzak mesafelere, yine kürklü hayvanlar çengelli ve iğneli tohumları taşıyabilir.

 

d) Antropokori (İnsanlarla dağılma)

·    İsteyerek veya istemeyerek olabilir. Kültür bitkilerini ve evcil hayvanları isteyerek uzun mesafelere taşınmış olur. Bunun yanında istemden tarla yabancı otları da t5aşınmış olur.

 

2) Ekolojik Hoşgörülük

-Bir türün çoğalma kapasitesi ne kadar yüksek ise o kadar geniş bir yayılma alanı olur.

-Ayrıca bir türün ekolojik hoşgörülülüğü ne kadar geniş ise o kadar geniş alanlara yayılabilir.

-Her tür belirli sınırlar arasında yaşayabilir. Bu sınır iklimsel, coğrafik ve toprak özellikleri olabilir.

-Bitkiler bu yaşadıkları sınırlar arasında değişik akkomodot’lar gösterirler. Buna göre aynı türün bireylerinin görünüşü boyu yaprak özellikleri yükseklerde, düzlüklerde ışıkta ve gölgede farklı olacaktır.

 

3) Evrimsel Potansiyel

-Herhangi bir taksonun yeni ortamlarda yayılma ve genişleme yeteneği her zaman aynı değildir. Çünkü populasyonların genetik yapıları zamanla çeşitli olayların etkisi altında değişiklik gösterir. Bunlara örnek olarak mutasyon ve hibritasyon verilebilir. Bu yeni oluşmuş kombinasyonlar habitatlarında uzun süre varlığı sürdüremezler ve ortadan kalkarlar.

 

·          Genetik varyasyon ve ekolojik seleksiyon aynı tür içinde farklı ekotiplerin ortaya çıkmasına sebep olur. Ekotipler özel habitatlara uyum sağlamış morfolojik olarak az çok farklılık gösteren populasyonlardır. Bunlar genetik habitatlıdır. Örn.

Gentiana kachiana –kalkerli dağlarda/ Gentiona clusii grnitli dağlarda yetişir

Bu iki tür iki ayrı ekotipi oluşturur. Bunlar başlangıçta Gentiana acaulis türünden oluşmuşlardır.

 

II) DIŞ FAKTÖRLER

·          Taksonların alan genişlikleri er yada geç ortaya elverişsiz ortam faktörleriyle sınırlıdır.

·          Bunun için taksonlşarın çoğu ekolojik hoşgörülük ve çoğalma kapasitelerine bağlı olarak mümkün olabilecek kadar yayılış gösterirler.

 

1) Belli Başlı Faktör Tipleri: Alanların genişlemesine ve yayılmasına karşı koyan dış faktörlerin menşeyleri şunlardır;

 

Coğrafik: Sıradağlar, okyanus, Nehir

İklimsel: Uygun olmayan su ve sıcaklık faktörleri

Toprak: Türün gelişimine uygun olmayan bir ana kayanın ortaya çıkması

Biyotik: Su, besin, ışık veya insan faktörleriyle ortaya çıkan faktörler

 

2) Geçmişteki ve şimdiki faktörler: denizlerin ve okyanusların kabarması, çekilmesi kıtaların birbirinden ayrılması, birleşmesi, sıradağların oluşması, dünyanın başından geçen iklim değişikliklerinin oluşturduğu coğrafik ve ekolojik etkiler buzullaşmalar çok sayıda bitki ve hayvan türünü farklı enlemlerde göç etmesine neden olmuştur.

 

-Buzullaşmalar Ren geyiklerinin Bodur, Huş ağaçlarının mamutların ve bazı söğüt ağaçlarının Akdeniz bölgelerine kadar yayılmasına sebep olmuştur.

 

BİTKİ COĞRAFYASININ TARİHİ

 

v Günümüzde dünyada bulunan bitki örtüsü jeolojik devirlerin bir ürünüdür. Geçmişteki jeolojik olaylar ve iklim değişiklikleri bitkilerin şekillenmesinde rol oynamıştır.

 

v Yer yüzü florasının tarihi paleontolojik  bulgularla aydınlatılmaya çalışılır. Böyle çalışmalar sığ sularda tortul tabakalarda ve kömür yataklarında yapılmaktadır. Buralardan elde edilecek odun, kütük, kabuk, tohum gibi makro fosillerin yanında polen gibi mikro fosillerden de faydalanılır.

v  Yer kürenin yaşı yaklaşık 3 milyar yıl olarak hesaplanmıştır. Bazı kaynaklarda 6 milyar yıl hatta uzay araştırmalarında 30 milyar yıl olabileceği ileri sürülmüştür.

 

v Yaş tayininde jeolojik yaş tayinini metodları kullanılmaktadır. Günümüzde 80 bin yıla kadar olan yaş tayinlerinde Karbon-14 metodu daha fazlaki yaşlarda Uranyum metodu kullanılmaktadır.

 

 

1) Dördüncü Zaman (Kuarterner): Günümüzden 60 bin yıl önce

-Holosen            -Pleistosen

 

2) Üçüncü zaman (Tersiyer) Günümüzden 75 milyon-60 bin yıl önce

-Pilosen             -Misen

-Oligosen          -Eosen       -Paleusen

 

3) İkinci Zaman(Mezozoik) Günümüzden 230-130 milyon yıl önce

-Kerate             -Jura         -Trias

 

4) Birinci Zaman (paleozoik) Günümüzden 550-230 milyon yıl önce

-Permiyen          -Karbonifer        -Devoniyen

-Silüriyen          -Ordovisien       -Kambriyen

 

5) Kambriyan öncesi (Günümüzden 3 milyar-550 milyon yıl önce)

-Alkakien           -Arkeren

 

Yer Yüzü Bitki Hayatı Bakımından 3 Devreye Ayrılabilir.

1)        Paleofitit dönem (3 milyar- 250 milyon yıl)

2)       Mezofitik dönem 8250-120 milyon yıl

3)       Kemfofitik dönem (120 milyon –günümüze)

 

1)       Paleofitit dönem (3 milyar- 250 milyon yıl)

a)       Alg dönemi (3 milyar-360 milyon yıl): Yer yüzünde hayat suda başlamıştır. Bu devrede bakteriler, suda yaşayan tek hücreli algler ve mantarlar mevcuttur.

Afitik Devre: Yer yüzünde bitki hayatı başlamadan önce 3 milyar  yılın geçtiği tahmin edilir ki bu döneme afitik devre denir.

 

b)       Psilophyta Dönemi (350-300 milyon yıl): İlk kara bitkileri bu dönemde ortaya çıkar. Kibrit otları (Lycopodinae) su avizeleri (charophyta ) ve atkuyrukları (Equisetinae) gibi iletim demetli bitkiler ortay çıkar.

 

c)       Eğrelti Dönemi (300-250 milyon yıl): (bitki hayatının en parlak dönemi): Bu dönemde eğreltiler (Filicinae) hakimdir. İlk tohumlu bitkilerden tohumlu eğreltiler (pteridosperma) ve iğne yapraklılara benzeyen Cordiates’ler ortaya çıkmıştır.

± Bitki dünyasının en parlak devridir. Eğreltiler bu devirde ağaç şeklinde gelişmişlerdir

 

2)       Mezofitik dönem (250-120 milyon yıl) :Bu dönemde Gynospermae hakimdir. Yer yüzünde yeknesak bir iklim hüküm sürdüğünden monoton bir flora yaygındı.

 

3)       Kemofitik dönem (120 milyon yıl – günümüze):

 

a) Alt Kretase (120-75 milyon yıl): Bu devrede Angiospermae’ler geniş yayılış gösterir.

-Kuzey ve Güney yarım küre birbirinden ayrılmıştır.

-Ağaçlarda senen halkaları görülmeye başlamıştır.

-Çalılar ve otsu bitkiler ortaya çıkmıştır. Dikotiledonlar hakim durumdadır.

 

b) Tersiyer (75 milyon-60 bin yıl): Bu devrede yer yüzünün şekli bugünkü durumuna çok yaklaşmıştır. Bu devrede karalar kuzey yarım küreyi kaplar ve dolayısıyla çok yönlü değişiklikler olmuştur.   

 -Kuzey Amerika ile Doğu Asya arasındaki floristik benzerlikler bu devredeki ayrılmalara dayanır. Örn.: Catalpa Bignoniodes (katalpa) yalnız bu bölgelerde bulunur.

 

c) Kuarterner (60 bin yıl- Günümüze kadar): bu devrin en önemli olayı Kuzey yarım kürede buzul çağının başlamasıdır.

-Bu çağ 60 bin yıl önce başlayıp 10 bin yıl öncesine kadar devam etmiştir.

-Buzul hareketleri bitkiler üzerinde çok önemli tesirler yapmış olup son derece zengin bir  bitki örtüsü hakimdi.

-Buzul döneminde bölge floraları güneye doğru çekilmiş buzul sonrası tekrar kuzeye ilerlemiştir.

 

BİYOCOĞRAFİK ALANLAR

±       Alanların belirtilmesi ve daha sonra bunları karşılaştırılması canlıların coğrafik dağılımında bazı benzerliklerin ortaya çıkmasını sağlar.

 

±       Gerçekte iki alan birbirleriyle çakışmışsa da bazı takson gruplarının coğrafik bölgelerinin birbirleriyle benzer olduğu bilinmektedir. Bu taksonların hepsi Floristik ve Faunustik bölgelerin sınıflaması buralarda bulunan endemikler üzerine kurulur.

 

±       Böylelikle alemler, familya takımının endemiği ile karakterize edilerek ayırt edilebilirler. Bölgelerde alanlara, alanlar sektörlere ve bunlarda küçük merkezlere ayrılır.  Bu küçük merkezlerin endemik taksonları cins, tür ve alttür seviyesindedir.

 

±       Dünya 5 büyük flora ve fauna alemine ayrılmıştır. Bu alanlar değişik genişlikte geçiş alanları ile birbirinden ayrılmışlardır.

 

1)       Holoarktik Alem (Boreal)

2)       Neotropikal Alem (Amerika)

3)       Afrika-Modagaskar Alemi (Etiyopha)

4)       Asya-Pasifik Alemi(Hindistan-Malezya ve Polinezya)

5)       Antartika- Avusturalya Alemi

 

KITA ALEMLERİ

 

-Her ne kadar her zaman alemlerin karşılaştırılabilir ir Fauna ve flora özellikleri olmasına karşılık bu biyocoğrafik alanlar, hayvanlar ve bitkilerin dağılışında bir takım benzerliklerin varlığı ortaya koymaktadır.

 

± Bu dağılış benzerliği en fazla iklim ve coğrafik faktörler den kaynaklanmaktadır. Bu faktörlerin etkileri geçmişten günümüze kadar canlılar üzerine etki etmiştir.

 

± TABLO (:Hoca Fotokopiye verecek)…!!!    éêéêéêéêéêéê

 

Biyolojik Tipler:

±       Biyolojik tipler bitkilerin genel morfolojilerine göre tanımlanır.

±       Bu tipleri ayırt etmek için genellikle Raunker sınıflamasından faydalanılır.

±       Elverişsiz mevsimlerde yani kurak ve soğuk mevsimde bitkilerin hangi formda oldukları sınıflandırılmıştır.

 

1) Fanerofit (phaneros:görünür): Tomurcukları devamlı olarak toprak yüzeyinde gövde ve saplar üzerinde odunsu , yerden yükseklikleri yaklaşık 25cm’den fazla olan bitkiler

 

-Örnek: Ağaçlar, çalılar, Otsu fanerofitler, Etli fanerofitler, Tırmanıcı bitkiler:

 

-Cactaceae familyasından, Çöl sütleğenleri

-Tırmanıcı bitkilerden; hedera helix (duvar sarmaşığı)

 

2) Kamefit (Chami: toprak ile): Tomurcukları toprak seviyesinden 25cm ye kadar olan, toprak üstü organları kısa, sürünücü veya toprağa dik durumda çok yıllık bitkiler.

-Örnek: Kekik (Thymus)

Geven (Astragalus

3) Hemikriptofit (Cryptos:gizli): Tomurcukları toprak seviyesinde olup tomurcuklar toprak örtüsü yada  kar tarafından korunur. Toprak üstü organları otsudur ve kötü mevsimde ölerek kaybolur.

-Örnek: Karahindiba ( yoroxacum)

Sinir Otu (Plantago)

 

4) Kriptofit: Bu bitkilerde toprak üstü organları çok narindir. Geofitler halofitler, hidrofitler bu gruptadır. Rizom, bulb gibi çok yıllık organları toprak altında saklı durumdadır.

 

a) Geofit: Rizomlu, soğanlı, yumrulu bitkilere geofit denir. Örnek: Sıklamen (Cyclamen), Çiğdem (Crocus)

 

b) Halofit: Nemli Çamur içinde bulunan bitkilere halofit denir. Örnek Kamış (Typha)

 

c) Hidrofit: Su içinde bulunan bitkilere ise hidrofit denir. Örnek: Nilüfer (Nuphar).

 

5) Terofit (Theros: yaz): Kötü mevsimli tohum halinde bulunduran tek yıllık bitkilerdir

Örnek: Buğday (Triticum), Arpa (hordeum)

 

6) Epifit: (Epi: üzerinde) çoğunlukla ağaçlar üzerinde, taşlar üzerinde ve kayalar üzerinde yetişen bitkilerdir.

Örnek: likenler, yosunlar, ökse otu(Viscus album)

 

 


B
İ
Y
O
L
O
J
İ
"Cömertlik ve yardim etmede akarsu gibi ol,
Sefkat ve merhamette günes gibi ol,
Baskalarinin kusurunu örtmede gece gibi ol,
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol,
Hosgörülükte deniz gibi ol,
Ya oldugun gibi görün, ya göründügün gibi ol."
Hz. Mevlana
Konya'nın 7 Harikası
Mevlana Müzesi,
Meke Gölü,
Çatalhöyük,
Nasrettin Hoca,
ınaztepe Mağarası,
Alâeddin Camii,
Yerköprü Şelalesi oldu.
 
Bugün 2 ziyaretçi (6 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi Bedava-Sitem.com ile ücretsiz oluşturuldu. Siz de kendi web sitenizi ister misiniz?
Ücretsiz kayıt ol